25 Eylül 2012 Salı

Bir başkadır benim "Abilerim"...

Uzunca bir süredir bunu yazmayı düşünüyordum ama bir türlü fırsat bulamadım. Sanki siz de meraktan ölüyorsunuz da bu adam ne zamandır yazmıyo, acaba başına bişey mi geldi diye! Kendi Blogumun yazarı oldum diye tüm dünya bunu mu okuyor acaba? Neyse...

Bir başkadır benim "Abilerim"...

Hepimiz işe gitmek, eve dönmek, arkadaşlarla buluşmak ve bunu gibi seyahat problemleri için illa ki toplu taşımaları kullanırız. Kullanmayanlar bu yazının varlığından bile bihaber olan tiplerdir zaten :) İşte söz konusu sıkıntılardan birisi de yanınıza bir Abinin oturmasıdır (Konuyu cinsiyet farkı gözeterek ele almam gerekecek. Çünkü bu olayın kadınların başına gelmesi pek olası değil toplumumuzda [normal şartlar altında-NŞA]- daha beteri olur ama bunu pek yapmıyorlar bu "Abi"ler). Bir "Abi" yanınıza oturduğunda yada siz "Abi"nin yanına oturduğunuzda başlayan mücadeleden bahsediyorum. Hatırladınız mı? Hani "Abi"miz kendi mallığının dışında tüm dünyanın malı ondaymış gibi oturur ya bacaklarını açarak. Seni de kendi öz koltuğundan dışarıya iter. Yok!! sen de mukavemet gösterirsen başlar mücadele artık yol sonuna değin sessizce. Kimse benim başıma gelmiyor demesin. Sürekli bu konuyu gözlemleyen bir olarak, sadece kendi başıma değil birçok kardeşimizin başına geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bu konu ile ilgili çözüm ne olacaktır? Kaba kuvvet dışında çözümler istiyorum. Laf sokmadan, laf çakarak fakat "Abi"mizi de kıllandırmadan bu mücadeleyi nasıl kazanırız onu söyleyin siz. Mesela, "hele bir toparlan, gardaş mı" desek? yoksa ne? Konuya çaresi olan bi paylaşsın yaw!!!!!

Bir başkadır benim "Abilerim"...


Türk insanı ve Pivot Table

 Yıllardır gelişmiş, gelişmemiş ve hatta gelişememiş hesaplamalar için malum programı kullanıyorum herkesin kullandığı üzere. İşte bilenler hemen hatırlayacaktır A1+B1=C1 formülleriyle başlanan hesaplama heyecanları Toplama işlemi yaptırılana kadar devam edebiliyor. Sonrası Ofis programlarına hakim, üst düzey bir kullanıcı olup çıkıyorsun. Bir de bunu özgeçmişine yazıyorsun. Sorsalar neler yapabiliyorsun bu gelişmiş hesap makinesiyle diye F16 pilotları gibi -yüksekten uçmakla kalmıyor aynı zamanda akrobasi işine de giriyorsun ki o zaman işin garanti oluyor zannediyorsun.

İşe başladıktan sonraki "İlk toplantı" öncesinde yetiştirmen gereken rapor veya raporlar için çeşitli analizleri yapman gerektiğinden, işlerin sarpa sarmasını engellemek için başlıyorsun 1 gün öncesinden çalışmaya (sanki 1 hafta dermiş gibi). Bu aşamaya da nasılsa 3-5 formül yazacağım, hesap ortaya çıkacak düşüncesiyle geliyorsun. Tabi bu uzun gibi görünen zaman dilimi aslında ve özünde 8 saati geçemiyor. Tüm  becerilerini(!) gösterip, tüm formulasyonları (zaten bildiğin tek formül =TOPLAM(A:A)) önceki rapordan tek tek kopipeyst (Ctrl+C, Ctrl+V) yaparak hesaplamalarını bitiriyorsun ki gün çoktan ağırmış oluyor ve sen ayılmak için kahveni bile içemeden işin yolunu tutmuş oluyorsun. Tabi tuttuğun aslında sadece yol değil, o ayrı bir konu.

Yazıma konu olan Pivot table yukarıda nerde gizliydi? Bulabilen şöyle gelsin. "Her Türk Pivottan nefret eder" sloganı ile çıkıyoruz yolumuza. "Abi ben o kadar uğraşçağıma, tek tek elimle daha hızlı yaparım, görürsün bak !" diyen binlerce Türk babayiğit (cinsiyet ayrımsız) patronların karşısında uykusuz ve yanlış hesaplanmış tablolarla belki de şirketilerini bambaşka bir yola götürecek senaryolara yelken açmış oluyor.

Gelin birlikte tablolarımızı "Pivot Table" formatına nasıl sokarız adlı seminere gidelim hep birlikte. Yok ya! öyle bedavadan seminer falan yok size. Adam gibi öğrenecek olanlar, kendi öğrenir zaten. Diğerleri "KopiPeyst"'e devam etsinler...

Zaten "Pivot Table" Türk'ün yanında pek iyi durmadı.